Geri Dön

Bu rüya Matrix kadar etkileyici değil

Coşkun Çokyiğit

SİNEMA, bilgisayar teknolojisi ile buluştuktan sonra imkânsız denen her şeyi mümkün hale getirmeyi başardı. Sinemacılar, sadece "rüyada görebileceğimiz" gerçeküstü görsellikleri bir filmde yaratabilecek düzeye erişti. Felaket filmlerinden pek çok örnek gösterebiliriz ama benim bahsetmek istediğim daha ziyade Matrix-vari görsel cambazlıklar…
Matrix, görsel ve işitsel efektleri ve içeriği ile sinema tarihinin milatlarından biridir… Mesela "Gerçeklik nedir? Yaşadığımız dünya gerçek midir yoksa Tıpkı Eflatun’un mağara istiaresinde olduğu gibi birbirimize zincirlenmiş biçimde arkamızdan vuran güneş (hakikat) ışığının gölgelerini mi görüyoruz?" gibi çok ciddi bir soruyu sinema literatürüne çiviledi.
Üstelik Matrix’teki kişi, yer ve eşya adları da, Neo, Nabukednezar , Morpheus, Sion… gibi tarihi, dini ve felsefi metinlere girmiş, "Gerçek nedir" sorgusu sırasında sık sık karşımıza çıkan adlardır.
Nitekim Metrix’den önce de, "Öte" kavramına inananların "gerçekliğin göreceli oluşunu" çeşitli teşbihlerle anlattıklarını biliyoruz. Bunlardan biri "Bu dünya gerçek değil, rüyadır" önermesidir ki, Matrix, bu önermeyle sinema tarihine öyle bir damga vurdu ki, aynı önermeyi kullanan sonraki tüm filmler doğrudan onu çağrıştırır oldu... ABD'de hâsılat rekorları kıran Inception da bu talihsiz filmlerden biri. Matrix-vari başlıyor ve diyalog fazlalığına boğuluyor...
Inception (Başlangıç) insan zihninin en zayıf ve korunmasız anının rüya olduğunu ve bazı insanların bu zayıf anı kullanarak bilgi çalabileceğini anlatırken birden yön değiştirerek, rüyadaki bir adamın beynine bir "fikir" sokma öyküsüne dönüşüyor: Bu inanılmaz iddiayı, filmimizin başkahramanı Cobb (Leonardo DiCaprio) ortaya atıyor. Jobb, -Büyük Ağabey tarafından kapana kıstırıldığı bir anda sevgilisi Julia’yı satan 1984’ün ezik kahramanı Winston Smith’i gibi- Araf’ta kaldığı bir sırada en sevgiliyi, karısını feda ediyor: Onun beynine fikir aşılıyor. Bu yüzden rüyada insan kafasına bir fikri sokacağını biliyor…
Filmin kahramanı etrafında dönen acıklı durum bu. Fakat Inception sadece bu travmadan bahsetmiyor. Dakikalar boyu süren diyaloglarla seyircilerin kafasına bazı fikirler sokuyor (ama bu fikirler ancak, evren'in zihinsel tasavvur ve tesadüflerden olaşan, çözülmesi gereken bir giz olduğunu sananlar için iyi birer virüse dönüşebilir)!
Görsel efektlere gelince, doğrusu bunların hiçbiri beni derinden etkileyemedi. Bir rüyanın çökmesi ne demek? Kâbusa dönüşmesi mi? Üstelik bilinçli bir şekilde rüyaya yatırılan insan neden rüyada ölünce veya dürülünce uyansın ki? Üstelik çöken bir rüya neden tepemize çöküyor şeklinde gösterilsin ki? Üstelik bir rüyada neler yapılabileceğini gösterebilmek için neden ani patlamalar birdenbire "slow motion"a dönüyorlar? Başka ve daha az cambazlık içeren teknikler kullanılamaz mıydı? 
"Özgün, mükemmel, harika film" gibi nitelemelerinin tümünü reklam kokulu buluyorum. Dünya çapındaki dağıtım şirketlerinin şakşakçısı sinema eleştirmenlerini buradan eleştiriyorum: Yaşamak için sinema seyircisini kandırıp onları bir rüya satmanıza gerek yok! Çünkü sattığınız rüyalar başkasına ait. Virüslü olduğu için kâbusa dönüşüyor. Gerçek ise yanı başınızda; Onu satarsanız hem siz hem de izleyici kâbus görmez. Böylece milyon dolarlık bütçelerle film çekenler, gişede kâbus görmeye ve ardından rüya gibi filmler çekmeye başlar!
 ANTALYA FİLM FESTİVALİ
47. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin tanıtım toplantısı önceki akşam Esma Sultan Yalı’sında yapıldı. Prof. Dr. Mustafa Akdağ ve Göksel Kumsal’ın sunduğu programın çok genişletildiği gözlendi. 6 gün sürecek festivalde, halk etkinlikleri, paneller, film gösterimleri yanında bu yıl festival etkinliklerinin Isparta ve Burdur’a doğru genişletilmesi fikri benimsendi.
Festival ekibine şimdiden başarılar diliyorum. Festival ile ilgili tüm programı öğrenmek için: www.coskuncokyigit.com bloguma bakabilirsiniz…

coskuncokyigit@gmail.com



(30.07.2010)

Başa Dön