Geri Dön

Kıbrıs’ta Taraflar Yoruldu ve Söz Bitti

Ahmet Özdemir

ON yıl önce bir Temmuz ayında KKTC’ye geldiğimde Kıbrıs sorununun çözümü için yirmi yıldan beri müzakereler devam ediyordu. Bir akşam Girne’de kaldığım otelin terasında Kıbrıs türküleri dinlerken şunları yazmıştım:
Hanaylardan yükselen bu özlemli türküde;
Bir mesaj var, anlasın artık batı, Türk'ü de!

Daha kıymetli ne var yeryüzünde doğrusu?
Her ana için, önce Tanrı, sonra yavrusu...

Anayla vatan birdir başlara taçtır ana;
O anaya, dünya bir yana, yavru bir yana!

Ey yavru vatan Kıbrıs, sana kurban
bu canlar,
Polat'lar, mücahitler, nice Karaoğlanlar...

Uğruna gerek şehit, gerek gazi oluruz,
Yarınlara aydınlık saçan mazi oluruz.

Beş parmağın beşi de benzemez birbirine,
Bütünüdür bir elin, beş parmağın beşi de!

Tek yürekten almakta kanını, ülküsünü,
Doruğunda göklerin ay yıldızlı süsünü!

Neyle terennüm etsem duygularımı
ney'le;
Tamamlasam gönlümün bahçesini
Girne'yle.

On yıl  sonra yine KKTC’deyim. Yine katıldığım her toplantıda Kıbrıs sorunu konuşuluyor. Ancak bir farkla. KKTC önemli kararların arifesinde. Sonunun çözümü için son şansı masaya koyuyor. Oyalama ve manevralar devam ederse, söz bitecek. Herkes kendi yoluna. Bugüne kadar iki tarafın yeniden oluşturacağı ortak bir Kıbrıs Devleti müzakereler devam ettiği için pek çok ülke KKTC’yi tanımak gereğini duymamıştı.
Müzakereler sonuçsuz kalır ve iki taraf kendi yollarına giderse, elbette ki KKTC’nin tanınması için büyük gayretler başlayacak.
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu "Kıbrıs Türk tarafı olarak biz kaldığımız yerden müzakerelerin 2010 yılı sonuna kadar bir sonuca ulaşmasını arzulamaktayız. Her iki halkın hak ve çıkarlarının korunmasını başta olmak üzere siyasi eşitlik, iki kesimlilik, iki kurucu devletin eşit statüsü gibi üzerinde anlaşılmış BM parametreleri çerçevesinde sonuçlandırılması için iyi niyetli çabalarımızı sürdürüyoruz."
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Lefkoşa’da evinin yakınında bulunan çalışma ofisinde görüştük. "Yılbaşına kadar Kıbrıs’ta kalıcı ve adil bir anlaşma olur mu? Varsayalım ki oldu. Uygulanabilir mi?" diye sorduk. Böyle bir anlaşma olursa uygulamayacaklarını Rum tarafı sözcülerinin açıkça söylediklerini belirtti. Denktaş: "Annan Planı’nın Rumlar lehine değiştirilmiş bir şekli masaya konulacak. Şimdi Rum tarafı açıkça mesaj veriyor: ‘Mecbur edersiniz ben imzalarım ama uygulamayacağımı şimdiden size söylüyorum.’ Makarios’la 1960 anlaşmasını aynı şekilde kabul etmişlerdi. Kabul etmezseniz ‘taksim’ olacak. Ve Kabul ettiler. Kabul ettiği gün imzayı attığı gün Akritas Planı ortaya çıktı. Onların milli hedefler değişmez, taktikleri değişir..." Denktaş geçmişten örnek verdi:
"1960’da Rumlara ortaklığı kabul etmezsen taksim olacak dendi. Kabul ederiz dediler içerde. Aerof’un mecliste beyanatı var. Kendi kendilerine girdiler. Nasıl kabul ettin enosisi böldün, diye. Adam diyor ki ‘beyler, aklınızı kullanın. Enosise İngiliz koloni idaresinden mi daha kolay gidilir, yoksa bağımsızlıktan mı? Nitekim yıktılar. Şimdi sorunu Kıbrıslılar halletsin, diyorlar. Kıbrıslılar kim? Yüzde seksen Rum içeren, yüzde yirmi Türk. Yüzde bir iki Ermeni vs diğer Kıbrıslılar. Kıbrıslılar halletsin deyince adam diyor ki, 1960 anlaşmasını ben niye yıktım? Demokratik değildi, diyor. Demokratik istiyorum olmasını, diyor. Ve AB normlarına göre başka şey de olamaz, diyor. Efendim yüzde yirmiye dönüşümlü başkanlık. Geçen gün avukatları cevap verdi. AB Normlarına göre yüzde yirmiye dönüşümlü başkanlık statüsü veremezsin diye. Yüzde yirmi yüzde seksene eşit olacak. Yürümedi. Adam demokratik değildir, dedi. Garantilere rağmen, Türk askeri olmasına rağmen, yıktı. 47 yıl sonra aynı şekilde çoğunluğun içine içine gidip oturmanın anlamı var mı?"
Evet KKTC Kıbrıs sorunu için son şansı masaya koyacak. Son şans sözün bittiği yer. Bütün taraflar yoruldu. Bıktı. Eğer kalıcı bir anlaşma sağlanamazsa konu kapatılacak ve herkes kendi yoluna gidecek.



(28.07.2010)

Başa Dön