|
Turizm doğa ile de barıştır!
Suat Töre
DOĞA derneğinden yine bir duyuru aldık. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Ilısu baraj projesiyle yok etme isteğindeki ısrarına rağmen bu yıl 2 milyona yakın yerli ve yabancı turistin ziyaret etmesi beklenen Hasankeyf’in ihmal nedeniyle yıkılmaya başladığını belirtiyorlar ve söyle devam ediyorlar. “Eşsiz tarihi ve doğal zenginlikleriyle dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olabilecekken, Ilısu baraj projesi nedeniyle yaklaşık 50 yıldır kaderine terk edilen Hasankeyf’in kalesi geçtiğimiz gün ihmalden yıkıldı. Yıkım nedeniyle valilik tarafından alınan kararla kalenin ziyarete kapatılmasının bölge turizmine önemli bir darbe vuracağı tahmin ediliyor. Hasankeyf'e gelen yerli ve yabancı turistlerin kaleye çıkamaması ve turların Hasankeyf’ten geri dönmesinin faturasını Hasankeyfliler ödemeye başladı. Kaledeki yıkım nedeniyle kale etrafındaki çardakları kapatılan esnaf ve tek geliri turizm olan Hasankeyfliler, yine işsizlik sorunu ile karşı karşıya kaldı. Hasankeyf kalesinde yaşanan yıkımın Türkiye adına tam anlamıyla bir utanç olduğunu belirten Doğa Derneği Kampanya Sorumlusu Dicle Tuba Kılıç, "Hasankeyf UNESCO’nun 10 kriterinden 9’unu karşılayabilen dünyadaki tek yer. Piramitlerin 3, Taç Mahal’in 1, Çin Seddi’nin 5 kriterle UNESCO listesinde yer alması Hasankeyf’in evrensel değerini ortaya koyuyor. Hasankeyf dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olabilecekken bugün ne yazık ki ihmalden yıkılıyor" diyor. Bütün olumsuzluklara karşın Hasankeyf’i 2009 yılında 1 milyonun üzerinde turistin ziyaret ettiğini, bu yıl ise 2 milyon kişinin Hasankeyf’i ziyaret etmesinin beklendiğini anlatan Kılıç :"Başta konaklama olmak üzere turizme yönelik hiçbir yatırımın yapılmasına izin verilmeyen Hasankeyf, bütün bu olumsuzluklara karşın her geçen yıl daha fazla turisti ağırlıyordu. Hiçbir iş olanağının olmadığı Hasankeyflilerin bu tek gelir kaynakları da kalenin turizme kapatılması nedeniyle ellerinden alınmış bulunuyor. Bölgeye gelen ziyaretçiler, turizm acenteleri ve Hasankeyfliler bir an önce bu kalede gerekli çalışmaların yapılarak güvenliğin sağlanmasını ve kalenin turizme yeniden açılmasını bekliyor. Gerekli önlemler alındıktan sonra Valilik aldığı tek taraflı kararı kaldırarak kaleyi turizme yeniden açmalıdır."
Biz ne tarihi değerlerimizi ne de doğamızı koruyabiliyoruz. Hasankeyf gibi İstanbul’un da canına okumuyor muyuz? İstanbul’da şu aralar UNESCO listelerinden çıkarilma tehditleri altında.
Biz bırakın tarihi ve kültürel değerlerimizi daha doğamızı bile koruyamıyor, tahrip ediyoruz.
Oysa turizm önce doğayı keşfetmektir. Turizm hareketlerinin başlangıcı yasadığımız evrenin güzelliklerine yapılan seyahatlerdir. Portofino’da dalga seslerinin müziğini dinlemek, Balayını Maui’de günbatımı romantizmi ile yaşamak, İstanbul Boğazı’nın dünyada hiçbir yerinde bulunmayan güzelliklerini essiz Türk yemeklerini tadarak seyretmek, Himalayaların zirvesine tırmanarak adrenalinizi yükseltmek, Kapadokya’nın doğal mimarisini balonla keşfetmek, Maldivler’de deniz altı güzelliklerini, Niagara ya da Igassu’da suyun dansını, Copper ya da Grand Canyon’da kayaların resimlerini…
Yasadığımız yerkürede milyonlarca doğal güzelliği kesfetmekdir turizm.
Ama çoğayah nüfus, artan tüketim, para hırsı doğanın dengelerini süratle bozuyor.
Buna insanların sorumsuzca doğal varlıkları yok etmeleri de eklenince doğanın tepkisi de sert oluyor.
Yanardağların kıtaları etkileyen püskürmeleri, ozon tabakasının delinmesi ile oluşan iklim değisiklikleri, ülkeleri tahrip eden seller, su baskınları ya da tam tersine suyu biten, kuruyan ırmaklar, göller, çölleşen yeşil bitki örtüleri…
Turizm yalnızca insanlar arasındaki barış değildir, turizm aynı zamanda doğa ile de, kültürel değerler ile de barıştır!..
e-mail:suattore@smpubliction.com
(28.07.2010)
|