Geri Dön

Kazateci

Orhan Koloğlu

GAZETELERDE köşe yazısı yazan iki (Hurşit Güneş, E.Aysever) ve Tv’de söyleşiler yapan bir (M.Faraç) kişinin CHP Parti Meclisi’ne seçilmelerini eleştirenler çıktı. Öneri "yayın sahasından çekilmeleri". Anlaşılıyor ki "Tarafsız sayılmayacakları" düşüncesi var. Topluma bilimsel düşünceye dayalı fikir sunan kişileri bir partinin kadrosuna alması çok doğal değil mi?... AKP’nin solculuk yapmış bir sürü düşünürün yanı sıra, eşini milletvekili yaptığı bir sürü bilim adamını halen kendi yayınlarında kullandığını unutuyorlar mı?..
Konuya ilgi duyuşum CHP yandaşlığımdan değil. Acizane, sayın Ecevit beni basın ve uluslararası ilişkileri için danışman olarak seçmişti. Altı yıl kadar sürdürdüğüm bu görev sebebiyle partinin en üst yönetim kadrosu içinde yer aldım ama - şaşırmayın - CHP’ye üye olmadım. Buna karşılık Ecevit 1979’da iktidardan ayrıldığında Demirel tarafından aynı görevi onun emrinde yapmam önerisini red ettim. Hatta 12 Eylül darbesinin Avrupa’da anlatılması için Evren rejiminin önerisini de geri çevirdim. Bu yüzden çok büyük sıkıntılar da yaşadım.
Davranışım sadece bu iki tezi de benimsememiş olmamdandı.
Bilimsel düşünceye sahip insanların da alanlarında ödün vermeyeceğine  inanıyorum. Bir parti kendisine uygun gördüğü görüşleri bilimsel nitelikle savunanları neden kadrosuna almasın!.. Bunun medyanın saygınlığını artıracak bir davranış olduğunu da inkâr edilemez. Bunun yerine sütunlarını sadece - hem de hakaret dolu sözcüklerle - karşıtlarını aşağılamakla dolduran köşe yazarları daha mı tercihe şayandır.
Parti yanlılığı iyi bilinen Yeni Şafak gazetesinde "sosyolog" yani bilim adamı olarak belirtilen İsmail Öz’ün "Taraflı tarafsızlar haberciler" başlıklı bir makalesi çıktı. AKP karşıtı tez ileri süren yazar ve yorumcuları eleştiriyor. Taraflı derken Taraf’dan hiç haberi yokmuş gibi davranması dikkatten kaçmıyor. Hedefinde sadece CHP taraflılar var.
Basın tarihçisi olarak,1908’de ve Mütareke döneminde (1919-22) toplumumuza en büyük zarar veren davranışın - o zaman çok tekrarlanan bir deyimle -  "şahsiyat" yani fikir tartışmasından çıkıp yazarların birbirinin kişisel davranışlarına yönelmeleri  olduğunu eserlerimle  ortaya koymuşumdur. Unutulmasın ki bu konuda tarafsızlığımın en kesin belgesi, tam Atatürk yanlısı olan benim Ali Kemal’in hain diye nitelenmesine karşıtlığımdır. Günümüz basınında da en kalitesiz bir şahsiyat çekişmesinin yaşandığını söyleyebilirim. 
Cumhuriyet gazetesinin "Cumertesi" ekinde "medya kazası sonucu gazeteci yerine ‘Kazateci’ diye anılanların" rolünden bahsediliyordu. Hele bilim adamlarının kazacı ya da kazıcı olmaktan çıkmalarının gerekli olduğuna inanıyorum. .
Mustafa Balbay’ın tutukluluğunun 500 günü aştığını, 50 kadar gazetecinin de mesleklerinin ilkelerine aykırı olarak içerde olduklarını gündeme getirmek daha bilimsel bir davranış olmaz mı?



(27.07.2010)

Başa Dön