Medya ve Çeşitlilik Kılavuzu

ÖNSÖZ

Avrupa Birliği’ne uyum sürecindeki beklentilerden birisi de tüm aday ülkelerin toplumsal katılımın sağlanması konusunda Avrupa değerlerini benimsemiş olmalarıdır. Bu değerlerin algılanması, içselleştirilmesi ve buna yönelik iyileştirici bir takım girişimlerin oluşmasında medyanın rolü kaçınılmazdır.

Medyanın etkinliği özellikle toplumda daha dezavantajlı konumda olan kadınlar, çocuklar, engelliler, farklı cinsel yönelimlere sahip olanlar ve farklı kültürlere mensup gruplar göz önünde bulundurulduğunda daha da önem taşımaktadır.

Medya ve Çeşitlilik Kılavuzu, 2005 yılında British Council’ın BBC World Service Trust (WST) işbirliği ile medyanın toplumsal katılımdaki rolünü desteklemek amacıyla başlattığı ve 2006 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ulusal ortak olarak yer aldığı Medya ve Toplumsal Katılım projesi kapsamında hazırlanmıştır.

Söz konusu proje kapsamında yürütülen bilimsel araştırmada  farklı medya gruplarını temsilen seçilen dört ulusal gazetede bir yıl boyunca yayınlanan haberlerde farklı toplumsal grupların nasıl temsil edildiği içerik analizi tekniğiyle araştırılmış ve araştırma sonuçlarına göre daha dezavantajlı konumda olan grupların temsilinde sorun odakları tespit edilerek konuyla ilgili var olan meslek ilkelerinin geliştirilmesi gereği ortaya koyulmuştur.

Medya ve Çeşitlilik Kılavuzu’nu hazırlamak için Türkiye’nin yazılı ve görsel medya kuruluşlarına mensup önde gelen medya profesyonelleri (editörler, okur temsilcileri, gazeteciler,  televizyoncular) ve ilgili sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile akademisyenlerin katılımıyla bir dizi ilke geliştirme toplantısı yapılmıştır:

* Çocukların Medyada Temsili, 20 Ocak 2007, Istanbul

* Kadınların ve Cinsel Yönelimlerin Medyada Temsili, 24 Şubat    2007, Istanbul

* Kültürel Farklılıklar ve Toplumsal Barışın Sağlanmasında    Medya’nın Rolü, 24 Mart 2007, Istanbul

Her bir toplantıya, BBC’den konuyla ilgili uzmanların katılımıyla karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı sağlanmıştır. Ayrıca konuyla  ilgili uluslararası kuruluşların, çeşitli ülkelerdeki ve Türkiye'deki meslek örgütlerinin ve medya kuruluşlarının ilkeleri de derlenerek tartışmaya temel oluşturmuştur. Toplantılarda, sorumlu, ilkeli, kamu çıkarını öne alan gazeteciliğin önündeki engeller incelenmiş, medyanın toplumsal katılımın güçlendirilmesine yönelik rolü ve bu kapsamda yapılması gerekenler tartışılmış ve bu doğrultuda toplantı sürecinde oluşturulan ilkeler, bir kez daha katılımcıların, proje ortaklarının ve danışmanlarının görüşüne sunularak derlenmiş ve elinizdeki kitapçıkta bir araya getirilmiştir. Bu çalışma ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin yayınladığı Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde  belirtilen ilkelerin kapsamının genişletilmesi ve yaygınlaştırılması da hedeflenmektedir.

Medya ve Çeşitlilik Kılavuzu toplumda daha dezavantajlı konumda olan grupların medyada daha kapsayıcı ve adil biçimde temsil edilmesine yönelik genel ilkeleri içermektedir. Bu gruplara, yenilerinin eklenerek çalışmanın genişletilmesi ve mevcut olan metnin güncellenerek yeniden düzenlenmesi mümkündür. Medya kuruluşlarının kendi kurumsal yapı ve kapasiteleri ölçüsünde bu ilkeleri düzenlemesi ve genişletmesi, ve ilkelerin kurum içi çeşitli mekanizmaların kurulmasıyla hayata geçirilmesi medya kuruluşlarının göstereceği çaba ve kararlılığa bağlıdır.  Bu kılavuzun hazırlanmasında emeği geçen BBC WST ve tüm toplantı katılımcılarına teşekkür ediyor ve sizin de desteğinizle bu çalışmanın toplumsal katılıma katkıda bulunmasını diliyoruz.

Orhan Erinç Chris Brown
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti British Council Türkiye
Başkanı Direktörü



Medya ve Çeşitlilik kılavuzu

Çocuk

ÇOCUKLAR VE MEDYA

Medyanın üretim süreci ve içeriğini çocukların yararına dönüştürme için kılavuz

Hedefler

Medya kuruluşları, çocukların, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yer alan haklarının ihlalleri ile ilgili davranışlar karşısında yasal yaptırımlardan gücünü alan koruma girişimlerine ek olarak çocukların bedensel ve ruhsal refahlarının korunması ve geliştirilmesi için üzerine düşen bütün sorumlulukları iyi niyetle ve yüksek düzeyde yerine getirmeyi bir görev bilmelidir.

Bu bağlamda, medya kuruluşları bütün edimlerini Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile ilişkilendirerek, yasalara göre çocuk kabul edilen 0-18 yaş arasındaki tüm bireylerde demokratik kültür ve iletişim biçimlerine ilişkin model oluşturmayı hedef olarak benimsemelidir.

Gazete, dergi, radyo, televizyon ve interneti kullanarak, kamuoyuna bilgi ve görüşler sunan medya ortamında mesleki faaliyet gösterenler, yaptıkları iş ne olursa olsun, sonuçta ürettikleri içeriğin öncelikle çocuklara ulaştığının bilinciyle ve bunun gerektirdiği sorumlulukla hareket etmelidir.

Medya kuruluşlarına düşen temel görevler

Bu çerçevede, Türkiye’de faaliyet gösteren bütün medya kuruluşları, çocukların uluslararası ve ulusal sözleşme ve yasalarda yer alan yaşama, korunma, gelişme ve katılım hakları ile ilgili kurallardan hareket ederek, kendine özgü özdenetim politikaları ve mekanizmalarını oluşturarak kamuoyuna duyurmalıdır.

Medya kuruluşları, kabul ettikleri yayın ilkelerinin uygulanıp uygulanmadığı konusunda iç denetimi sağlayacak bir sistem oluşturmalıdır. Bu sistem, medya içeriğinde çocuklar ile ilgili konularda öneri geliştirebilecek danışma organlarını da barındırmalıdır.

Okur-izleyici-dinleyici temsilcileri (ombudsmanlar) aracılığıyla, sivil toplum örgütlerinin de katılımıyla oluşturulacak ebeveyn-okuyucu-izleyici konseyleri düzenli aralıklarla toplanarak, medya içeriği ile ilgili şikayetleri kurum içinde ve kurum için değerlendirmelidir. Bu değerlendirmeler, medya kuruluşlarında ombudsmanların yönetiminde meslek içi eğitime dönük bir etkinliğe temel oluşturmalıdır.

Medya kuruluşları, çocuklara haber ve programlarında yer verirken gereken profesyonel bakış açısını yakalayabilmek için çocuk muhabirliği ve programcılığının özel bir uzmanlık alanı olarak geliştirilmesini öncelikli bir hedef olarak benimsemelidir. Bu alanda çalışacak medya profesyonellerine hukuk, psikoloji ve pedagoji disiplinlerinin ışığında çocuk konusuyla ilgili eğitim alma ve kendini geliştirme imkanı sağlanmalıdır.

Görevi ne olursa olsun, medya sektöründe çalışacak bütün profesyonellerin mesleğe kabulünde çocuk hakları ve koruma politikalarına uygun davranacaklarına ilişkin bir taahhütname imzalamaları sağlanmalıdır. Bu önlem, medya kuruluşlarının toplumsal sorumluluklarının bir parçası olarak benimsenmeli ve uygulanmalıdır.

Çocukların seçmeli ve bilinçli okuma, izleme ve dinleme alışkanlıklarını geliştirecek eleştirel medya okuryazarlığı projeleri desteklenmelidir. Bu konuda medya kuruluşları da eğitim sektörü, iletişim alanındaki düzenleyici kuruluşlar ve ilgili STK’larla işbirliği içerisinde olmalıdır.

Medya kuruluşları, cinsellik, şiddet ve olumsuz örnek oluşturabilecek davranışları kapsayan içerikten çocukların korunabilmesi için aileleri bilgilendirme ve uyarmanın temel sorumluluklarından biri olduğunu daima göz önünde bulundurmalıdır.

Medya içeriğinde yer alan herhangi bir materyalin çocuklar üzerinde yaratacağı etkiler gözetilerek içerikle ilgili gerekli bilgilendirme ve  uyarılar yapılmalıdır. Görsel-işitsel medya içeriğinde yetişkinlere yönelik malzemenin yayın akışı,  izleyici/dinleyici/okuyucuların arasında çocukların da olabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak  düzenlenmelidir.

Medya profesyonellerine düşen temel görevler;

a. Üretim sırasında göz önünde bulundurulması gerekenler

Çocuklarla ilgili konularda haber ve yorum hazırlarken, doğruluk ve duyarlılık bakımından en yüksek mükemmellik standartlarına ulaşmaya çalışmak medya profesyonellerinin temel hedefi olmalıdır. Çocuklara yönelik hazırlanan içerikte onlara zararlı olabilecek unsurların yer almasını engellemek için gereken özen gösterilmelidir.

Herhangi bir medya içeriğinde söz konusu edilen ya da katkısı sağlanan çocuğun maddi ve manevi güvenliğinin sağlanması öncelikle medya kuruluşlarının ve profesyonellerin sorumluluğu kapsamındadır.

b. Çocukların medya içeriğine katılımının sağlanması

Medya profesyonelleri çocukların bakış açılarını araştırmaya yönlendirilmelidir. Ayrıca olanaklar dahilinde çocukların medya içeriğine üretim yoluyla katkı sağlamaları da teşvik edilmelidir.

Çocuklarla çalışırken şu noktalara dikkat edilmelidir;

* Öncelikle katılımı sağlanacak çocuğun ve ana babasının veya hukuken gözetiminde bulunduğu kişinin rızası alınmalıdır.

* Çocuğun birey olarak mahremiyetine saygı gösterilmeli, onu zihinsel karmaşaya sürükleyecek yaklaşımlardan kaçınılmalıdır.

* Durumun kamu yararına olacağına ilişkin açık veriler bulunmadıkça, ister fail ister mağdur olsun, çocukların görsel sunumundan ve onların teşhisine ve teşhirine yol açacak uygulamalardan kaçınılmalıdır.

* Çocukların kimliğinin tespitine yol açacak bilgilerin verilmesinden kaçınılmalıdır.

* Çocukların görüntülerinin alınmasının gerekli olduğu hallerde açık ve doğrudan yöntemlere başvurulmalıdır. Mümkün olduğu durumlarda görüntüler çocukların ve sorumlu bir yetişkinin bilgisi ve onayı dahilinde elde edilmelidir.

* Tartışmalı konularda ve olaylarda çocuklar tarafından sağlanan bilgiler farklı kaynaklardan doğrulatılmalı ve bu doğrulatma işlemi bilgi veren çocukları riske sokmadan yapılmalıdır.

* Çocukların medya içeriğinde cinselliği çağrıştıracak şekilde konumlandırılmasından ve görselleştirilmesinden kaçınılmalıdır.

* Medya içeriğinde yer alan ürünlerin üretimine katılımları karşılığında çocuklara, ana-babalarına veya vasilerine herhangi bir ödeme yapılmamalıdır. Bu kural elbette dizi, reklam vb. de olduğu gibi, doğrudan üretimde rol alarak para kazanan çocukları içermez. Medya sektöründe çalışan çocuklar için ise çalışma saatleri ve koşulları onların eğitim, sağlık ve güvenlik gereksinimlerine uygun olarak düzenlenmelidir.

c. Medya içeriğinde çocuklara yaklaşım

Yaş, cinsiyet, sakatlık, ırk ya da etnik köken, dini inanç, sosyal ve ekonomik statü farkına bakılmaksızın medya içeriğinde çocuklar arasında ayrımcılığı önlemek ve onurlarının korunması konusunda gerekli duyarlılığı göstermek bütün medya çalışanlarının görevi olmalıdır.

Özellikle suça karışan çocuklarla ilgili haberlerde sadece söz konusu olayın sonuçlarına değil, nedenlerine de yer verilmelidir. Bütün medya profesyonelleri etiket ve sıfatlar yoluyla çocuklarla ilgili yaratılabilecek olumsuz kalıp yargılar konusunda duyarlı olmalıdır.

Çocuğa yönelik şiddet hiçbir biçimde meşru gösterilmemelidir. Özendirici olabileceği göz önünde bulundurularak, çocuğa yönelik şiddet ve taciz haberlerinde bu eylemleri uygulayanların eyleme dair uzun açıklamalarına yer verilmemeli, bu açıklamalar mümkün olduğunca kısa tutularak ve eleştirilerek aktarılmalıdır.

Haberciliğin, olumsuzluklara odaklanan yaygın anlayışının dışına çıkılarak, çocuklarla ilgili olumlu gelişmelere ve onların başarı öykülerine de yer verilmelidir.

Çocukların yaşamında rol modeli olacak örneklerin daha çok temsil edilmesi için çaba gösterilmelidir.

Medya ve Çeşitlilik kılavuzu

Kadın ve Cinsel Yönelim

Kadın, Cinsel Yönelim ve Medya

Medyanın üretim süreci ve içeriğini toplumsal cinsiyet eşitliği yararına dönüştürme için kılavuz

Hedefler

Medya sahip olduğu güç ile toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üreten bir araç olmak yerine, toplumsal cinsiyet eşitliğini gerçekleştirme hedefine katkıda bulunmak için önemli bir mücadele alanı ve aracına dönüştürülmelidir.

Bu doğrultuda, medya kuruluşları, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama konusunda bugüne kadar sürdürülen iyi niyetli çabaları daha ileri boyutlara taşıyarak, ulusal ve uluslar arası düzenlemelerde ifadesini bulan cinsiyetler arası eşitlik idealini hayata geçirmek için alanına giren sorumlulukları büyük bir özen içinde yerine getirmeyi görev bilmelidir.

Bu bağlamda medya kuruluşları ve medya çalışanları, cinsiyet ve cinsel yönelim farklılığına dayalı ayrımcılıkla mücadele etmeyi hedef olarak benimsemelidir.

Medya kuruluşlarına düşen temel görevler

Medya kuruluşları, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama konusunda ulusal ve uluslararası hedeflerden yola çıkarak, toplumsal cinsiyet duyarlılığıyla kendine özgü öz denetim politikaları ve kurum içi izleme mekanizmaları oluşturarak bunları kamuoyuna duyurmalıdır. Bu mekanizmalar, medya içeriğinde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama hedefinden sapmalar söz konusu olduğunda öneri geliştirebilecek danışma organlarını da içermelidir.  Çalışanların toplumsal cinsiyet duyarlılığını artırmayı hedefleyen kurum içi eğitim programları oluşturulmalı, ayrıca kurum dışı programlara katılım da teşvik edilmelidir.

Toplumda cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımcılığı konusundaki her türlü ihlalin izlenmesi, haber ve diğer içerikler yoluyla topluma yansıtılması bütün medya kuruluşlarının öncelik verdiği bir konu olmalıdır.

Çalışanlar, her tür olay ve olguyu toplumsal cinsiyet eşitliği açısından irdelemeye yönlendirilmelidir.

Medya kuruluşlarındaki istihdam sürecinde ve medya çalışanlarının meslek örgütlerindeki temsilinde farklı cinsiyetler deki çalışanlara eşit olanaklar sağlanmalıdır.

Bu çerçevede;

* Çalışanlar arasında kadınların sayısının artmasına önem ve öncelik verilmelidir.

* Eşit işe eşit ücret ilkesi farklı cinsiyetlerdeki medya çalışanları açısından geçerli kılınmalıdır.

* Yönetim kademelerinde kadınların da yükselmesine olanak tanınmalıdır.

* Kadınlar ve cinsel yönelimleri farklı olanların işyerinde ayrımcılık ve tacize uğramalarını önleyici politika ve mekanizmalar oluşturulmalıdır.

Medya profesyonellerine düşen temel Görevler

Medya çalışanları, cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımcılığına karşı duyarlılığın geniş bir tabana yayılması sürecinde önemli bir rol oynadıklarının farkında olarak;

* Kadınların ve cinsel yönelimleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kalanların sorunlarına daha çok ilgi göstermelidir.

* Kadın bedeninin cinsel çağrışımlar yaratacak biçimde, gereksizce görselleştirilmesinin önüne geçmenin yollarını düşünmelidir.

* Dilin içinde yerleşik, bir cinsi ya da cinsel yönelimi diğeri karşısında aşağılayan cinsiyetçi ve homofobik sözcük ve söylemlerin dönüştürülmesi konusunda duyarlı olmalı, yanlı sözcük ve terimlerin yerine eşitlikçi bir söylemi geliştirmek için çaba göstermelidir.

* Cinsiyetleri ve cinsel yönelimleri ne olursa olsun, farklı yaş, görüntü, fikir, görev ve rollere sahip insanların medyadaki her türlü içerikte, gelenekler, alışkanlıklar ve cinsiyetçi ve homofobik kalıp yargılar dışına çıkılarak sunulması konusunda gereken özeni göstermelidir.

* Her türlü içeriğin oluşturulmasında, erkeklerin olduğu kadar, kadınların ve cinsel yönelimleri farklı olanların da görüşlerini, deneyim ve uzmanlıklarından kaynaklanan bilgilerini topluma yansıtmalıdır.

* Kadınlar ve cinsel yönelimleri farklı olanlar arasında olumlu rol modeli olabilecek örneklerin haberleştirilmesi ve programlarda kullanılmasına öncelik vermelidir.

Şiddetin haberleştirilmesi

Medya çalışanları, kadınlar ve cinsel yönelimleri farklı olanların uğradıkları kötü muamele, baskı ve şiddetin haberleştirilmesinde özellikle şu noktalara dikkat etmelidir:

* Cinsiyet ayrımcılığına dayalı şiddet hiçbir biçimde meşru gösterilmemeli, şiddetin toplumsal düzlemdeki önemini azaltacak sansasyonel kullanımlardan ve mizah malzemesine dönüştürme eğilimlerinden uzak durulmalıdır.

* Mağdurun kimliği gizli tutulmalı, kimliğin teşhisine yarayacak diğer bilgiler de verilmemelidir (ad, fotoğraf, adres, yerel odaklı haberler için yerleşim birimi vb.).

* Konuşulacak kişinin rızası önceden alınarak, kişi konuşması sonrasında karşılaşılabileceği olası riskler konusunda bilgilendirilmelidir. Bu bilgilendirme çerçevesinde mağdura teşhis edilip edilmemeye karar verme hakkı tanınmalıdır.

* Cinsiyetleri ve cinsel yönelimleri nedeniyle şiddete uğrayanlarla ilgili haberlerde mağdurların onurunun korunmasına gereken özen gösterilmelidir. Bu ilke özellikle şiddet sonucu yaşamını yitirenlerle ilgili haberlerde daha büyük önem taşımaktadır.

* Mağduru küçük düşürücü durumlarda gösteren fotoğrafların kullanılmasından kaçınılmalıdır.

* Taciz ve tecavüz gibi cinsel suçların haberleştirilmesinde kullanılan dile özen gösterilmelidir. Saldırganın ifadesinden yararlanılarak hazırlanan metinlerin mağdur açısından yaralayıcı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu haberlerde kullanılan görsel malzeme ile anlatım biçiminin pornografik ve özendirici çağrışımlar yaratmamasına dikkat edilmelidir.

* Sorumlu bir anlayış benimsenerek şiddete uğrayan ya da risk altında olanlar, çözüm yolları ve yöntemleri konusunda bilgilendirilmeli, var olan kuruluş ve yardım hatlarının erişim bilgileri haberde yer almalıdır.

Medya ve Çeşitlilik kılavuzu

Kültürel Çeşitlilik

Kültürel Çeşitlilik ve Medya

Medyanın üretim süreci ve içeriğini kültürel çeşitliliği güçlendirme yönünde dönüştürme kılavuzu

Hedefler

Medya kuruluşları, toplumda ırk, etnik köken ve dini inanç temelinde tanımlanan kültürel çeşitliliklere sahip grupların, ulusal ve uluslararası düzenlemelerde yer verilmiş ve koruma altına alınmış, var olma ve kendini ifade etme hakkını gerçekleştirebilmesi, bu grupların ayrımcılığa uğramaksızın, toplumsal barışı güçlendirme yönünde temsili için iyi niyetle ve üst düzeyde çaba göstermeyi bir görev bilmelidir.

Bu bağlamda, medya kuruluşları için kültürel çeşitliliklerin temsilinde karşılıklı anlayışı güçlendirecek bir yaklaşım benimsemek öncelikli hedef olmalıdır.

Kültürel çeşitliliklerin toplumsal zenginlik olarak değerlendirilerek tanıtılmasına dönük yayınlar bu konuda önemli katkılar sağlayabilir.

Medya kuruluşları ve çalışanları için, başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunmak kaçınılmaz ve reddedilemez bir görevdir.

Medya kuruluşları ve çalışanları;

*
Milliyet, ırk, etnisite, dil, din ve inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır.

* İnsanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti ve düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır.

* Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını veya inançsızlığını saldırı konusu yapmaz. Farklı kültürel grupların duyarlılıklarına saygı göstermek bütün medya kuruluşlarının temel ilkesi olmalıdır.

Medya kuruluşlarına düşen temel görevler

Medyada kültürel çeşitliliğin işlenmesinde göz önünde bulundurulacak etik standartları, düşünce ve ifade özgürlüğüne de dikkat ederek geliştirmenin en güvenilir yolu, bütün medya kuruluşlarının iç yapılarında güçlü özdenetim politikaları ve mekanizmaları oluşturmalarıdır.

Özdenetim mekanizmalarının temel işlevlerinden biri de, kültürel çeşitliliklerin temsili konusunda kurum içi eğitim programlarını düzenli etkinliklerin bir parçasına dönüştürerek, var olan etik standartlar hakkında çalışanlar arasında farkındalık yaratmak olmalıdır.

Medya kuruluşları ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve kültürlerarası yanlış anlamalara yol açacak önyargıları güçlendirecek yayınlardan kaçınarak, toplumda var olan hoşgörüsüzlükle mücadele etmelidir.

Bir kültürel grubu diğerine göre üstün olarak tanımlayan ya da farklılıklar konusunda oluşmuş kalıp yargıları kullanan içeriklerin hiçbiri yayınlanmamalıdır.

Medya profesyonellerine düşen temel görevler;

* Medya çalışanları, farklı kültürlerden grup ve bireylerin eğitim, sağlık, güvenlik, istihdam ve barınma gibi temel hizmetlerden yararlanmada karşılaştıkları engel ve güçlükleri medya ürünleri aracılığıyla yansıtmak yoluyla, bu sorunların çözümüne ve daha eşitlikçi bir toplumsal düzenin sağlanmasına katkıda bulunmalıdır.

* Medya çalışanları özellikle haber ya da diğer içerikle doğrudan ilgisi yoksa, ırk, etnik köken, din ve mezhep belirtmemelidir. Etnik ve azınlık kimliklere ilişkin tanımlamaları olumsuz vurgu olarak kullanmamalıdır.

* Medya çalışanları üretecekleri herhangi bir içerikte, kültürel çeşitliliklerden kaynaklanan durumlarla ilgili yapacakları sözel ve görsel seçimlere dikkat etmeli, gruplar hakkında toplumda oluşmuş kalıp yargıların kullanılmasından özellikle kaçınmalıdır.

* Kültürel farklılığa sahip toplulukları çoğunluk karşısında tanımlarken ayrımcı, kışkırtıcı veya sansasyon yaratıcı bir dil kullanılmamalıdır.  Çoğunluğa göre ‘azınlık’ durumunda olanların farklılıklarını ve yurttaşlık statülerini sorgulayan veya reddeden ya da etkinliklerini suç gibi gösteren her tür yazı, açıklama, şaka, hiciv, yorum ve haber aktarma üsluplarından kaçınılmalıdır. Topluluklar arasında gerilim yaratacak konularda duyarlı olunarak toplumsal barışı ve karşılıklı anlayışı güçlendirici bir yaklaşım benimsemelidir.

* Yaşanan olay ile olaya karışan kişilerin kültürel farklılıkları arasında yanlış yönlendirici bir ilişki kurulmasına yol açabilecek imalar kullanmaktan kaçınmalıdır. Tekil örnek oluşturan olumsuz olayları tüm topluluğun tutumu  olarak genellememelidir.

* Her zaman olayların arka planını araştırmalı ve tarihe ilişkin Referanslarda duygusal yaklaşımlardan kaçınmalıdır.

* Farklı kültürel kimliklere sahip bireylerin haber kaynağı ve uzman olarak medyada kendilerini ifade etmelerine olanak tanıyarak,  kişilerin kendileri hakkında yaptıkları tanımlamalara öncelik vermelidir.

* Irk üstünlüğünü savunan ve başkalarını aşağılayan ırkçı oluşumların  iddialarına yer verildiği durumlarda mutlaka bu iddiaları sorgulayacak karşı değerlendirmelere de yer vermelidir.

Mülteciler ve göçmenler

Mülteci ve göçmenler bir ülkede var olan kültürel çeşitliliğin parçası olarak değerlendirilseler de, kendilerine özel duyarlılık göstermek, medya kuruluşlarının ve çalışanlarının temel sorumluluklarından biri olmalıdır. Mülteci ve göçmenlerle ilgili medya içeriği oluştururken şu noktalar dikkate alınmalıdır:

* Mülteciler ve göçmenlerin, ağırlıklı olarak güç ve olumsuz koşullar nedeniyle vatanlarını terk ettikleri daima göz önünde bulundurulmalıdır. Mülteciler ve göçmenler hakkında olumsuz duygular uyandırabilecek tanımlamalar yapılmamalı, ırkçı ve ayrımcı söylemler kullanılmamalıdır.

* Mülteci ve göçmenlerin hukuki durumları farklılık göstermektedir. Bu nedenle, medya içeriği oluşturulurken doğru terminoloji kullanımı için uzman kuruluşların desteğine başvurulmalıdır.

* Herkes için uyulması gereken özel hayatın dokunulmazlığı ile ilgili kurallar mülteciler ve göçmenler için de gözetilmelidir. Konuşulacak kişinin rızası önceden alınarak, kişi konuşması sonrasında karşılaşabileceği olası riskler konusunda bilgilendirilmelidir.

* Mülteci, göçmen ve insan ticareti mağdurlarının gerek kendi, gerekse ülkelerinde bıraktıkları yakınlarının can güvenliği için medyada açık kimlik ve görüntülerinin yayınlanmamasına özen gösterilmelidir.

* Mülteci ve göçmenlerin genel olarak içinde bulundukları yaşam koşullarının olumsuzluğu dile getirilirken, insan onurunun korunması ilkesine dikkatle uyulmalı, kişiler rencide edilmemelidir.