TGC-KAS 83. Yerel Medya Semineri tamamlandı

Türkiye’nin en yaygın meslek örgütü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Konrad Adenauer Stiftung ( KAS) Türkiye Temsilciliği ile ortaklaşa düzenlediği eğitim seminerlerinin 83’üncüsü Marmaris’te yapıldı. TGC Başkanı Turgay Olcayto, mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaptı.

İSTANBUL -Türkiye Gazeteciler Cemiyeti(TGC)’nin Konrad Adenauer Stiftung (KAS) ile birlikte düzenlediği ve bugüne kadar 8 bin gazetecinin sertifika aldığı meslek içi eğitim seminerleri sürüyor. Aydın, Muğla, Denizli ve Burdur'dan gazetecilerin katıldığı 83. Yerel Gazetecilik Semineri Marmaris Elagance Otel’de yapıldı.  Seminere; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sekreter Yardımcıları Niyazi Dalyancı ve Ahmet Özdemir, Ankara Temsilcisi Taylan Erten, Hukuk Danışmanı avukat Gökhan Küçük, Konrad-Adenauer-Stiftung Derneği(KAS)   Türkiye Temsilcisi Sven-Joachim Irmer, Marmaris Belediyesi Başkan Vekili Dursun Kaplan’ın aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı. Muğla Valisi Amir Çiçek, Datça Kaymakamı ve Marmaris Kaymakam Vekili Vehbi Bakır da seminerin akşam yemeğinde gazetecilerle bir araya geldi.Seminerin açılış konuşmalarını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto ve Konrad-Adenauer-Stiftung Derneği(KAS) Türkiye Temsilcisi Sven-Joachim Irmer ve Marmaris Belediyesi Başkan Vekili Dursun Kaplan yaptı.

 BAŞKAN TURGAY OLCAYTO: İŞSİZLİK HIZLA ARTIYOR

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, şöyle konuştu:

“Türkiye’de gerçekten gazetecinin işi zor. Eskiye dönüp baktığımızda tek parti döneminden başlayarak gazeteciler hep sıkıntı altında kalmışlar. Neden birlik olamıyoruz? Geçmişte de patronlar gazetecilerin sendikalardan çıkmalarını istediklerinde direnemedik. Sendikalaşma oranı yüzde 2,5’u geçmiyor. 2007 yılından beri basınımız hem televizyonlarda hem gazetelerde son derece dağınık bir durum sergiliyor. Bugün işsiz gazeteci sayısı çığ gibi büyüyor.  15 Temmuz darbe girişimin ardından OHAL ilan edildi. Hemen ardından çok sayıda gazete ve televizyon kapatıldı. Gazetelerin kapatılması hızla da devam ediyor. Çok sayıda meslektaşımız işsiz kaldı. Güneydoğu’da artık haber partallarına erişim de engelleniyor.  Cumhuriyet Gazetesi,  şimdi çok zor durumda. Çok değerli arkadaşlarımız bugün cezaevindeler. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay da cezaevinde.  Gazeteciler arasında dayanışma bugünlerde çok önemli.  Biz basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Gazetecilerin tutuksuz yargılanması gerektiğini düşünüyoruz. Evrensel gazetecilik kurallarına göre gazeteci nesnel olmalıdır. Gazeteci sadece barıştan yana taraftır. Onun dışında her şeye nesnel bakmalıdır. Bugünkü durumda bile elimizden geldiğince dik durmaya çalışıyoruz. Eğilmedik, eğilmeyeceğimizi söylüyoruz. Bizimle birlikte olan meslek örgütlerine çok teşekkür ederiz. Dayanışmamızı sağlam tutalım. Dik duruşumuzu hiç bozmayalım. Gazetecilik, yazarlık, sanat yapmak suç değildir. Türkiye’de insanlar yeteneklidir. Sonuna kadar bu çabalarını gösterecekler diye düşünüyorum. İktidarlar her zaman gelip geçer, gazetecilik hep kalacak.”

  SVEN-JOACHIM IRMER: GAZETECİLİK DEMOKRASİİNİN VAZGEÇİLMEZ UNSURUDUR

Konrad-Adenauer-Stiftung Derneği Türkiye Temsilcisi (KAS)  Sven-Joachim Irmer de konuşmasında şu noktalara dikkat çekti:

“Gazetecilik son derece önemli. Gazetecilik demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Demokrasinin temeli yerelden başlar. Bundan dolayı da yerel medya, halkın kendi bölgelerinde olup bitenler hakkında doğru bilgi kaynağı olmasından dolayı bu bilgilendirme seminerleri çok önemlidir. Konrad-Adenauer-Stiftung tüm dünyada demokrasi, hukuk devletinin yerleşmesi, insan haklarının gerçekleşmesi için çaba göstermektedir.”

DURSUN KAPLAN:  YEREL MEDYANIN HABERLERİNE ULUSAL MEDYA SAHİP ÇIKIYOR

Marmaris Belediye Başkan Vekili Dursun Kaplan, şöyle dedi:

“Gazetecilerin görevlerinin ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Yerel medya çok önemli.   Yerel  medyada çalışmak da çok zor. Günümüzde ulusal medya yerel medyanın haberlerini kullanıyor. Yerel medyanın yaptığı çalışmaları, ulusal medya sahip çıkarak kullanıyor. Doğru haber yerine ulaştığında gazeteci bunun mutluluğunu yaşıyor. Vatandaş olarak bizler bunun farkındayız.  Seminerin Marmaris'te yapılmasından da çok mutluyuz. Marmaris çok güzel bir yer. Şehrimizin güzelleşmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz. İnsan odaklı çalışıyoruz. Her bölgeye bisiklet yolu yapmak için çaba içindeyiz. Ormandaki yürüyüş yerlerinin de rotalarını da belirlemeye çalışıyoruz.”

 GAZETECİLİKTE ÖRGÜTLENMENİN ÖNEMİ

İlk oturumda; TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş “Gazetecilikte Etik İlkeler”; TGC Genel Sekreter Yardımcısı Niyazi Dalyancı “Haber Yazım Kuralları” başlıklı konular hakkında katılımcılara bilgi verdi.  Oturumun moderatörlüğünü TGC Ankara Temsilcisi Taylan Erten üstlendi.  Erten, yaptığı açılış konuşmasında, “Mesleğimizin etik ilkeleri konusunda son derece üzüntülü bir dönemden geçiyoruz. Ahlaki bakımdan bölünmüş bir medya içindeyiz. Bir taraftan mesleğini yapmaya çalışan diğer taraftan kolaylıktan yararlanan bir medya kesimi var. Medyada editörlük sorunu yaşıyor” dedi.

 NİYAZİ DALYANCI: HABER YAZARKEN ‘ADİL’ OLUN

TGC Genel Sekreter Yardımcısı Niyazi Dalyancı “Haber Yazım Kuralları” başlıklı sunumunda şu konulara dikkat çekti:

“Medya, gazeteci gerçekleri okuyucularına, izleyicilerine ileten aracıdır. Demokratik sistemde ülkeleri yöneten yasama, yürütme, yargı erklerinin işlerini doğru dürüst yapıp yapmadıklarını dördüncü kuvvet olarak basın yapar. Medya, gerçeklerle halkın arasında köprü kurar. Haber, kimi kişilerin yayımlanmasını istemedikleri bir şeydir. Gerisi reklamdır. Her okuduğumuz habere böyle bakarsak daha iyi değerlendirebiliriz. Haber yazarken de bazı altın kuralları unutmamak gerekiyor. Örneğin, habere alıntıyla başlamayın. Haberin özüne giriş paragrafında yer verin. Yorum katmayın. Cümlelerin edilgen değil etken çatılı olmasına dikkat edin. Haberi de soruyu da sözcüklere boğmayın. Klişe sözlerden kaçının. Basın toplantılarında ve röportajlarda soru sorarken; konuya hakim olun. Soru basit ve tek konuya odaklı olsun. Çanak soruların okuru ve izleyiciyi aydınlatmakta yararı yok. Muhabir kendi görüşünü kendine saklamalı. Bir cümledeki bilgilerin, başka cümlelerdekilerle çelişmemesine dikkat etmek gerekir. Doğru bildiğinize emin olduğunuz bilgiyi bile birkaç kaynaktan doğrulatın. Adil olmak çok önemli. Bir gazeteci okura ‘merak konusu’ oldu şeklinde ifadeler kullanmamalı. Gazeteci zaten okurun merakını giderir.”

SİBEL GÜNEŞ: GAZETECİNİN HALKA KARŞI SORUMLULUĞU TÜM SORUMLULUKLARDAN ÖNCE GELİR

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş “Gazetecilikte Örgütlenme” başlıklı konuşmasında şunları dile getirdi:

"Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, kurulduğu günden bu yana iktidar ve muhalefet partilerine karşı mesafesini korumuştur.  1946 yılında kurulmuş, 3 bin 800’ün üzerinde üyesi var.  11 kişiden oluşan yönetim kurulu var.  Gücünü gazetecilikten alır. Gazetecilerin haklarını korumak için, dayanışma için çalışıyor, etik ilkelere uygun gazetecilik yapılması için mücadele ediyoruz. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gazetecilerin etik ilkeler konusunda başvurduğu bir başucu kitabı var.  Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, gazetecilerin yol haritası.  Türkiye’de gazetecilik güç odaklarına her zaman rahatsızlık vermiştir.  Gazeteci, basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüst biçimde kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve otosansürle mücadele etmeli, halkı da bu yönde bilgilendirmelidir. Gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki tüm sorumluluklardan önce gelir. Gazetecinin özgürlüğünün içeriğini ve sınırlarını, öncelikle sorumlulukları ile meslek ilkeleri belirler. Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Gazeteci; her türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtan yayın yapamaz. Gazeteci, devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politikalar konularında önyargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanır. Onu mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir.”

 GAZETECİLİĞİN UZMANLIK ALANLARI

Seminerin ikinci oturumunda gazeteci Emine Munyar “Ekonomi Haberciliği”; TGC Balotaj Kurulu Üyesi Serkut Bozkurt “İnternet Haberciliği”, ÇGD İstanbul Temsilcisi Uğur Güç "Basında Örgütlenme" başlıklı birer konuşma yaptı. Oturumun başkanlığını TGC Muğla Temsilcisi Kenan Gürbüz üstlendi.  

 EMİNE MUNYAR: EKONOMİ HABERCİLİĞİ ŞAKAYA GELMEZ, RAKAMLAR HATA AFFETMEZ

Emine Munyar “Ekonomi Haberciliği” başlıklı konuşmasında şöyle dedi:

“Türkiye’de ekonomi basınının tarihsel sürecinde savaşlar, darbeler, krizler her zaman dönüm noktası oldu. Bir başka deyimle; ekonomi habercileri genellikle kötü günlerin, kriz koşullarının kara gün dostları oldu. Ekonomi haberciliğinde ilk önemli sıçrama 12 Eylül darbesinin ardından geldi. Darbe rejimi siyasi haberleri yasakladığından ekonomi yeni bir alternatifti. Gazetelerde tam sayfa ekonomi dönemi başladı.1980’lerden 90’lı yıllara geçiş, ekonomi basınında emekleme döneminin yerini olgunluk dönemine bırakmasıydı. Bu süreci televizyon haberciliği de destekledi. 1990’ların başında, TRT’ye rakip olarak ortaya çıkan ilk özel televizyon “Star 1” ile birlikte, ekonomi habercileri açısından da yeni bir dönem başlamıştı. Özel televizyonlar ilk dönemlerinde haber kanalı işlevi de gördüklerinden, devlet televizyonunda çok kısıtlı olan ekonomi yayıncılığına da ekranlarını açtı. Günümüzde haber kanalları dışında, hemen hemen hiçbir ulusal kanalda uzman ekonomi habercisi yok. Gerektiğinde konuyla hiç ilgisi olmayan muhabirler, hatta stajyerler ekonomi takip ediyor. Sonuçta haber bültenlerinde, anlı şanlı tv kanallarımıza yakışmayan hatalar ortaya çıkıyor. Magazin, spor, polis-adliye… Elbette hepsi haberciler için emek işi… Ama ekonomi haberciliği şakaya gelmez, rakamlar hata affetmez. Dolayısıyla günümüz ekonomi haberciliği iyi eğitimli, yabancı dil bilen nitelikli kadroların rekabet arenasına dönüşmüş durumda…”

SERKUT BOZKURT: SEO EDİTÖRLÜĞÜ YENİ BİR İSTİHDAM ALANI OLUŞTURDU

TGC Balotaj Kurulu Üyesi Serkut Bozkurt “İnternet Haberciliği” başlıklı konuşmasında şunları dile getirdi:

“Günümüzde, gece ekibi de dahil olmak üzere internet sitesinde ortalama 9 editör, bir haber müdürü, bir koordinatör çalışıyor. İnternet sitelerine yatırım yapan gazetelerde bu sayısı 60 editöre kadar çıkıyor. Ayrıca gazetenin muhabirleri de internet sitesine haber yapıyor. İnternete yatırım yapan sitelerin okunurluğu arttığı gibi kazandığı para da artıyor. İnterneti asıl besleyen, günün fotoğrafını ve videosunu sosyal medyadan alabiliyoruz.  Rakamlara dökecek olursak tahminen;  kişisel bir internet sitesi kurmanın minimum maliyeti 90 TL. Domain hesabı (30 TL) alındıktan sonra hazır olan sayfa tasarımlarından biri üzerine site kuruluyor. Asıl maliyet Hosting. Hosting maliyeti yıllık en az 60 TL. Ancak trafik arttıkça bu maliyet de artıyor. Bu son 3 yıldır istihdam edilen bir iş kolu da SEO editörleri. SEO editörleri yazılan haberin metnine girip yeni kelimeler ekleyerek okunmasını arttırıyor."

 UĞUR GÜÇ: DAYANIŞMAYLA MESLEĞİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ

ÇGD İstanbul Temsilcisi Uğur Güç "Basında Örgütlenme" başlıklı konuşmasında şunları dile getirdi:

“Sahada çalışan emekçinin haklarını savunabilecek tek örgüt sendikalardır. Sendikalar, sizin adınıza patronlar karşısında da güçsüz olanları savunur. Yasalardaki hakları korumak için toplu sözleşme imzalama olanağı sağlar. Yasaların üzerinde de rakamlara ulaşılabilir. Basın emekçisi, hedef haline getirilir. En fazla bedeli gazeteci öder. Yüzlerce gazeteci binlerce davadan yargılanıyor. Bugün gazete manşetlerine baktığınızda savaş çağrısı, birbirini infaz etmeye varacak bir sürü söylem yer alıyor. Biz kendi kendimizi kemiren kurtlar haline dönmüş durumdayız. Bugün biz suçlu oluyorsak yarın başka arkadaşlar olabilir. Bugün suç olmayan şey yarın suç haline gelebilir. Biz hep bir araya gelip biz güçlü bir şekilde dayanışma içinde olursak hiçbir siyasetçi, patron bizi gözüne kestiremez.”  

 RESMİ İLANLAR VE YEREL GAZETECİLİK TARTIŞILDI

Seminer, üçüncü oturumla devam etti. Oturumda; TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük “Haber ve Hukuk”; TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir “Resmi İlanlar ve Yerel Gazetecilik” başlıklı konular hakkında bilgi verdi.  Oturumun moderatörlüğünü Çağdaş Marmaris Gazetesi’nden Sibel Berber yaptı.

  AHMET ÖZDEMİR: GAZETELERE ÖZEL HABER ŞARTI GELİYOR

TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir “Resmi İlanlar ve Yerel Gazetecilik” başlıklı sunumunda şunları söyledi:

"Yaklaşık otuz dokuz yıllık süreç içerisinde 67 sayılı Genel Kurul kararının pek çok  maddesi değişikliğe uğramıştı. Teknoloji dünyasında yaşanan gelişmeler medya sektörüne de ilgilendiriyordu. 67 sayılı Genel Kurul kararı, uygulanabilirlik anlamında bazı ihtiyaçlara cevap veremiyordu. Yazım dili ağırdı. Basın Kanunu, Matbaalar Kanunu ve benzeri ilgili yasa hükümleri dikkate alınarak yeni bir mevzuat yapma ihtiyacı doğdu. Yeni mevzuat, Teklif edilen Genel Kurul kararı 5 kısım, 19 bölüm ve 113 maddeden oluşmaktadır. Bölgesel gazete, Dergi, Gazete, İş günü, Süreli yayın, Yaygın gazete, Yerel gazete tanımları yapılarak Yönetmeliğin 4’üncü maddesinde yer verildi.  Ayrıca 5’inci maddede hususi ilan ve reklamlar ile resmi reklamların tanımlamaları yapıldı.  Yayınlama hakkının düşürülmesi kavramı yayınlama hakkının durması, yeni yayın kavramı yayınlama hakkının sona ermesi ve vasıfsız gazete kavramı ise alt vasıflı gazete şeklinde değiştirildi. Kurum görev alanında yayınlanan gazetelerin bekleme süreleri 24 aydan 36 aya çıktı.  6360 sayılı Kanun ile BİK görev alanına dahil olan yerlerde yayınlanan gazetelerin bekleme süreleri 24 ay olarak düzenlendi.  67 Sayılı Genel Kurul kararının 24. maddesinde bekleme süresindeki gazetelerden ilk 2 ay fiili satış şartını yerine getirmesi aranmazken yeni yönetmelikte ile bekleme süresi içerisinde bulunan gazetelerin fiili satış dâhil yükletilen tüm ödevleri yerine getirmesi gerekli oldu. Resmî ilânların, yayınlandığı gazetenin imtiyaz sahibine ait internet sitesinde gazeteyle eş zamanlı olarak yayınlanması zorunluluğu getirildi. Gazete imtiyaz sahipleri ve şirket ortakları ve tüzel kişi temsilcileri ile gazetelerin yayın sahibi gerçek veya tüzel kişilik yönetim ve denetim organlarında bulunan kişilerin birinci derece kan ve sıhri hısımlarının kadroda yer alamayacağı detaylandırıldı. Hısımlarla, iletişim fakültesi mezunları ve sarı basın kartı sahibi olan akrabalar için istisna getirildi. İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde yayınlanan gazetelerin daha önce 1,50 metrekare olan asgari yüzölçümü yeni yönetmelikte 2,25 metrekareden az olamayacak. Yani asgari 8 sayfa olan gazeteler en az 12 sayfa çıkacak. Özel haber zorunluluğuna ilişkin açık hüküm yoktu. Yeni düzenlemeye göre, 'Gazeteler asgarî yüzölçümünün en az  ¼  asgarî kadrolarında gösterilen muhabir haberlerine veya yazarların yazılarına yer vermek zorunda' olacaklar.  Sonuçta, Resmi İlan ve Reklamlar İle Bunları Yayınlayacak Süreli Yayınlar Yönetmeliği'nin; mevcut şartlara uygunluğu, yeni sistematiği itibariyle daha anlaşılır olması, güncel yönetmelik yazım kurallarına uygunluğu gibi nedenlerle, ihtiyaca cevap verebilecek nitelikte diyebiliriz.”

 GÖKHAN KÜÇÜK: BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SINIRLARI VARDIR

TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük “Haber ve Hukuk” konusunda dava örnekleri vererek gazetecileri bilgilendirdi:

“Sınırsız bir özgürlük var mıdır?  Sınırsız özgürlüğün kaos yaratacağını insanlık yüzyıllar öncesinde fark etmiş.  Her özgürlüğün belirli bir sınırı vardır. 5187 sayılı basın kanununa göre, basın özgürlüğü; devletin çıkarları, özel çıkarlar, kamu makamlarının/adaletin yararı, yargı organlarının yararları, toplumun genel yararı  konularında sınırlanabiliyor. Haber vermek hukuka uygunluk sebebidir. Yargıtay bir haberin hukuka uygun olup olmaması konusunda dört kriter kullanıyor. Birincisi; haberin gerçek olması gerekir. Gerçeklikten kastımız o anki ‘görünürün’  gerçeğe uygun olmasıdır. İkincisi haberin güncel olması gerekir. Üçüncüsü; öz ile biçim arasında denge olması yani ölçülü olması gerekir. Dördüncüsü, yapılan haberin kamu yararı olmasıdır. Bütün haberlerin temelinde kamu yararı olması gerektiği unutulmamalıdır. Bu temel ilkelerden herhangi birine ters düşüyorsa, hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmiş olacaktır. İfade özgürlüğü, demokratik toplumun esaslı temellerinden birini oluşturur. Sadece lehte olduğu kabul edilen, zararsız ya da ilgilenmeye değmez görülen haber ve düşünceleri için değil ama ayrıca devlet ya da nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan çarpıcı gelen/şok eden ya da rahatsız eden haber ve düşünceler içinde uygulanır.”

 TOPLANTININ İKİNCİ GÜNÜNDE MEDYADA CİNSİYETÇİ DİL TARTIŞILDI 

Seminerin 4. oturumu 19 Kasım Cumartesi günü gerçekleştirildi.   Moderatörlüğünü  TGC Aydın Temsilcisi Salim Suat Deniz’in üstlendiği oturumda Milliyet Gazetesi Haber Araştırma Müdürü Pınar Aktaş “Medyada Cinsiyetçi Dil Sorunu”;  32. Gün Yayın Yönetmeni Hilmi Hacaloğlu “Saha Haberciliği”; Sanat tarihçisi, yazar, heykeltıraş Gürol Sözen “Yerel Medya ve Kültür” konuları hakkında sunum yaptı.

 PINAR AKTAŞ:  DUYARLI GAZETECİLİK YAPMALIYIZ

Milliyet Gazetesi Haber Araştırma Müdürü Pınar Aktaş “Medyada Cinsiyetçi Dil Sorunu” başlıklı konuşmasında ise şunları dile getirdi:

“Cinsiyetçiliği pekiştiren en önemli araçların başında haber yazımında kullanılan ‘dil’ geliyor. Çünkü medyada kullanılan haber dili yazılı ve görsel basın aracılığıyla kitlelere ulaşıp, algıya yön verdiğinde de etkisi katlanarak artıyor. Dilin doğru kullanımına her geçen gün daha fazla ihtiyaç duyuluyor. TGC Kadın Komisyonu olarak Kadın ve Medya Toplumsal Cinsiyetçi Haber Kılavuzu’nu hazırladık.  Bizler başta mesleği öğrenmek için gelen gençleri,  medyada cinsiyetçi dilin kullanılmaması konusunda  bilgilendiriyoruz.  Yapılan hataları sürekli düzeltiyoruz. Bunun en birinci yolu eğitim.  Gazete yer alan sorunlu haberlerin nasıl yazılması gerektiğini ya da nasıl yazılmaması gerektiğini anlatıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı habercilik anlayışını yaygınlaştırmak, eril cinsiyetçi dilin yerine eşitlikçi bir dil yapısını yerleştirmek için çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Örneğin öfkeli adamın hayır cinneti' gibi başlıklı haberlerin katillerin dosyasına konulabildiğini ölen kadının bir kez daha haklarının ihlal edildiğini görüyoruz.."

 

HİLMİ HACALOĞLU: SAHA HABERCİLİĞİ HALKIN SESİNİ YANSITMAKTIR

32.Gün Yayın Yönetmeni Hilmi Hacaloğlu konuşmasına ABD seçimlerinden örnek vererek başladı. 

Clinton'ın seçileceği ileri sürülürken Trump'ın seçilmesinin yarattığı şokun dünyayı etkilediğini vurguladı. ABD seçiminde sahaya inilmediğini belirten Hacaloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Saha haberciliği olarak hem bizler hem de dünya kötü sınav veriyor. Sahaya inilmemesinin nedenleri vardı. Bu gazetelerin işine gelmedi, küresel dünyanın işine gelmedi, gazeteciler de oraya gitse haberlerinin yayınlanmayacağını biliyorlardı. Sonuçta Clinton değil Trump seçildi, herkese sürpriz oldu. 1999 yılındaki seçimde de benzer bir olay yaşandı. Sahada MHP'ye olan ilgiyi gördük haberci olarak. Ancak bu ulusal medyada haberlere yansımıyordu. Biz o dönemde çalıştığım haber kanalında bu süreci izledik. Saha haberciliğinin önemi burada ortaya çıkıyor. Sahaya gidip insanlarla konuşunca olayın nereye akacağını görüyorsunuz. Gidilmezse halk da bilgilendirilmiyor. Sokağa gidince olayı görüyorsunuz. Görmek yetmiyor yayınlamak da önemli. İçerde de patronla yazı işleriyle mücadele edip haberin yayınlanması için ikna etmeniz gerekiyor. Haberin girmediğini görünce de elinizi oradan çekmeye başlıyorsunuz. Bu kısır döngü, toplumla gazeteci arasındaki iletişimi bozuyor. Gazeteciliğin itibarı, saha haberciliğin gücü kaybolmuş oluyor. Türkiye’de herkes özveriyle gazetecilik yapmıştır ve yapacaktır. Cebimdeki parayı da yüreğimi de alıp mesleğim için ben de birçok gazeteci gibi sahaya, savaşa gitmekten çekinmedim.  Pek zorlu olayla karşılaştım. En zor şartlar altında mesleğimi yaptım. Gazeteci sokaktan kopmamalı. Halkın ne düşündüğünü muhakkak haberlerine yansıtmalı. Halkın sesi olmalıdır. Maden kazası oluyor. Madenin sahibinin adını gazeteciler yazamıyor."

 GÜROL SÖZEN: KÜLTÜRÜ SİYASETÇİLER DE ÖNEMSEMİYOR 

Sanat tarihçisi yazar, heykeltıraş Gürol Sözen ise konuşmasında yerel medya ve kültür ilişkisini değerlendirdi. Sözen, şöyle dedi:

"Mavi bir uygarlığın içindeyiz Ege'de. Deniz ve tuzlu su, uygarlıkları pişiriyor, görkemli hale getiriyor. Üniversite öğrencilerine içinde olduğumuz coğrafyanın geçmişinin nereye kadar gideceğini sordum en fazla '100 yıl' diye tahmin edebildiler. Halbuki bu topraklarda 12 bin yıllık bir tarih var. Hiçbir kültür ve uygarlık Anadolu toprakları kadar zengin değil. Anadolu Uygarlıkları kitabını yazmıştım.10 bin yıllık uygarlık demiştik. Göbeklitepe kazıları ortaya çıktı. Tarih 2 bin yıl daha geriye gitti. Kitabı 12 bin yıllık uygarlık diye yeniden yayınladık. Bugün Mimarlık Fakültesi'nde kültür dersi haftada bir saat olarak veriliyor öğrencilere. Kültür olmadan nasıl mimarlık yapılacak? Siyasetçiler de kültürü önemsemiyor. Zeugma Mozaikleri üzerinde çalışırken biz zarar vermemek için bazılarının fotoğrafını çekmedik. Sonra bazı bakanların ve siyasetçilerin Zeugma Mozaikleri'nin üzerine basarak yakından inceleme yaptıklarını gördük. Ne acı değil mi? Yereldeki gazetecilerin de kendi kültürlerini gazete sayfalarına, televizyon ekranlarına doğru bir biçimde taşıma sorumluluğu var. Haber çağının bu kadar ileri olduğu bir toplumda ne yazık ki kendi coğrafyamızın kendi kültürünün birikiminden haberimiz yok. Günlük tartışmalarda da başımızı kaldıramıyoruz.  8 bin yıllık bir destanda diyor ki; ‘Aydınlığın gücü varsa karanlıklar kaçar.’” 

SERTİFİKA TÖRENİ YAPILDI

Seminer; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto’nun Değerlendirme Konuşması ve Sertifika Töreni ile sona erdi.