Gazeteci nefret söyleminden uzak durmalı

81. Yerel Medya Semineri’nin ikinci oturumunda okur temsilciliğinden spor haberciliğine, ifade özgürlüğü ihlallerinden nefret söylemine kadar gazetecileri ilgilendiren konular hakkında uzmanlar katılımcılara bilgi verdi. Nefret söyleminin toplumsal barışı etkilediğine dikkat çekildi.

 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Konrad Adenauer Stiftung (KAS) ile birlikte düzenlediği 81’inci Yerel Gazetecilik Semineri Akçakoca’da gerçekleştirildi.    Akçakoca Sky Tower Hotel’de düzenlenen seminerin ikinci oturumunda Dünya Spor Yazarları Birliği (AIPS)/Başkan Vekili Esat Yılmaer, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ulaş Karan “İfade Özgürlüğü İhlalleri ve Nefret Söylemi”;  Hürriyet Gazetesi Okur Temsilcisi Faruk Bildirici  “Okur Temsilciliği”  başlıklı konuşma yaptı. Bu oturumun moderatörlüğünü Düzce Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erol Tayhan üstlendi.

 

FARUK BİLDİRİCİ : OKURLA GAZETE ARASINDA KÖPRÜYÜZ

Hürriyet Gazetesi Okur Temsilcisi Faruk Bildirici  “Okur Temsilciliği”nin zaman zaman müşteri temsilciliği ile karıştırıldığını belirterek şu bilgileri verdi:

“Gazetecilik hoşgörü mesleği. Düşündüğü her şeyi, bulduğu bütün gerçekleri yazabilmesi için karşısındakinin hoşgörü göstermesi gerekir. Biz hayatın her alanına eleştirel yaklaşıyoruz. Kimi zaman siyasileri, dernekleri vs. eleştiriyoruz. Maalesef gazetecilik yaparken tam bir hoşgörüsüzlükle karşı karşıyayız. Biz işimizi yapmaya devam edeceğiz. Baktığımızda okurların hataları net bir şekilde gördüklerini görüyoruz. Haksız olduklarını söylemek pek mümkün olmuyor. Bazen okuyucu bizi, müşteri temsilcisi ile karıştırıyor. Okur temsilcisi, okurlarla yazar arasında köprüdür. Özdenetim yapıyoruz.  Örneğin  Hürriyet Gazetesi’nde yazım hataları çok fazlaydı. Okur bundan rahatsızdı. Şimdi yazım hataları azaldı.  Gazeteciliğin daha özgür yapılması için ifade özgürlüğünü, özgür gazeteciliği savunması gerekiyor. Gazetecilik meslek ilkelerine sahip çıkması gerekiyor. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumlulukları Bildirgesi hep elimizde olmalı.”

 

ULAŞ KARAN:  AİHM KARARLARININ 619’UNDAN 258’İ TÜRKİYE’DEN

“İfade Özgürlüğü İhlalleri ve Nefret Söylemi” başlıklı konuşma yapan Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ulaş Karan, şunları dile getirdi:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) 2015 yılı sonuna kadar ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine dair verilen 619 kararın 258’i Türkiye aleyhine yapılan başvurulardan oluşuyor.  Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamları tarafından müdahale edilmeksizin ve ulusal sınırlar dikkate alınmaksızın, görüş sahibi olma, bilgi ve düşünceleri edinme ve yayma özgürlüğünü içerecektir. Bu madde devletlerin yayıncılığı, televizyon veya sinema işletmelerini izin alma koşuluna bağlamasını engellemeyecektir. İfade özgürlüğü hem gerçek, hem de tüzel kişiler için geçerlidir. İfade özgürlüğünü kullanan kişinin sıfatı ancak hakkın sınırlanmasında gündeme gelebilir.

Devlet ifade özgürlüğüne hem saygı duymalı, hem de korumalıdır. İfade özgürlüğüne hem devlet, hem de diğer kişilerce saygı gösterilmelidir . Medya ifade özgürlüğüne sahip çıkmalıdır. Vatandaşlar hem kendi, hem medyanın ifade özgürlüğüne sahip çıkmalı. Medyanın üzerine düşen bir takım görevler var. Şiddet, jşn ve düşmanlığı tahrik etmemeli. Nefret söylemi niteliğinde ifade kullanmamalı. Medya nefret söylemi niteliğinde ifadelerin yaygınlaşmasında da araç olmamalıdır.

 

ESAT YILMAER: SPOR HABERCİSİ TARAFSIZ OLMALI

Dünya Spor Yazarları Birliği (AIPS) Başkan Vekili Esat Yılmaer, şunları dile getirdi:

“Spor, bir müsabaka. Herkesin gözü önünde oynanıyor. Spor gazeteci, yazarı herkesin sahada, televizyonda gördüğünü değil görmediğini aktarır. Herkesin gözü önünde oynanan bir oyunun, idmanı, hazırlıklarını, maç öncesinde ne konuştuğunu halkla anlatır. Sor gazetecisi, tüm değerleri, objektif olarak süzüp, her takıma eşit mesafede durarak haberini yapmalıdır. Kin ve şiddet söylemi maalesef spor haberciliğinde de çok fazla. Başlıklarda çok net görebiliyoruz. Taraftarlık var. Biz de maalesef buna alet olabiliyoruz. Spor habercisi her branşı bilmeli ama adliyeyi, tıbbı gibi diğer alanları da bilmeli. Her şeyi çok takın takip etmek durumundayız. Taraftarlıktan çok etkilenmemeliyiz. Transfer dönemlerinde size tuzak kurmaya çalışan etkenler de var. Örneğin bir menajer oyuncusunu pazarlayacaktır, ‘şu oyuncuyu buraya vereceğim, haberini yap’ der halbuki amacı fiyatını arttırmaktır. Transferlerle ilgili geçen sene 600  küsur ismin adı transferde geçmiş 96 transfer gerçekleşmiş. Bu tuzaklara da düşmemek lazım. Mutlaka birkaç açından değerlendirmek, kontrol etmek gerekir.”