GÖP: Gazetecilik gazetecilere bırakılmalıdır

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin de içinde bulunduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu, Şişli Cevahir Alışveriş Merkezi önünden Cumhuriyet Gazetesi’ne yürüyüş düzenledi. GÖP Dönem Sözcüsü ve Basın Enstitüsü Derneği Başkanı (IPI) Türkiye Temsilcisi Kadri Gürsel, “Gazeteciler mesleklerini icra etmekte özgür olmalıdır ki Türkiye’de çözüm üreten, sağlıklı ve sürdürülebilir bir demokrasi kurulabilsin” dedi.

İSTANBUL – Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin de içinde bulunduğu Gazeteciler Özgürlük Platformu (GÖP), gazetecilerin yanında olmaya devam ediyor. Gazetecilere Özgürlük Platformu, Cumhuriyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün tutuksuz yargılanmaları çağrısı yapmak için 29 Kasım Pazar günü saat 12.00'de Şişli Cevahir Alışveriş Merkezi önünden Cumhuriyet Gazetesi’ne yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Genel Sekreter Yardımcıları Ahmet Özdemir, Niyazi Dalyancı, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Uğur Güç, TGS Genel Sekreteri Mustafa Kuleli, TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, DİSK-Basın İş Başkanı Faruk Eren, DİSK Basın-İş’ten Murat İnceoğlu CHP Milletvekilleri Enis Berberoğlu, Utku Çakırözer, Gürsel Tekin, Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, Cumhuriyet Vakfı İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç, İcra Kurul Başkanı Akın Atalay, Hürriyet gazetesi, Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, gazeteciler Nedim Şener, Tuğrul eryılmz, Namık Koçak, Miyase İlknur, Murat Yetkin, Cumhuriyet Gazetesi yazarları, çalışanlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı. Cumhuriyet Gazetesi önünde yapılan basın açıklamasını GÖP Dönem Sözcüsü ve Basın Enstitüsü Derneği Başkanı IPI Türkiye Temsilcisi Kadri Gürsel yaptı.

VATANDAŞLARIN KENDİLERİNDEN GİZLENEN GERÇEKLER HAKKINDA BİLGİLENMESİNİ MÜMKÜN KILDILAR
Kadri Gürsel, şunları söyledi:
“Gazetecilere Özgürlük Platformunu oluşturan basın meslek örgütlerinin temsilcileri olarak bizler, bugün burada Cumhuriyet gazetesi ile dayanışma içinde olduğumuzu göstermek için toplandık. Cumhuriyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, yaptıkları önemli gazetecilik nedeniyle iktidar tarafından hapse atılarak cezalandırıldılar. İki değerli ve cesur meslektaşımız, Suriye’deki iç savaşın bir tarafına kamyonlar dolusu silah gönderildiğini belgelediler diye askeri ve siyasi casuslukla, terör örgütü üyeliğiyle ve devletin gizli kalması gereken bilgilerini açıklamakla suçlanıyorlar. Bu ithamlar her türlü hukuk, akıl, izan ve vicdan ölçüsünü iğfal etmektedir. Can Dündar ve Erdem Gül, ne yasal ne de meşru olan bir dış politikanın en karanlık yüzlerinden birini teşhir ederek vatandaşların kendilerinden gizlenen gerçekler hakkında bilgilenmesini mümkün kılmışlardır.

TÜRKİYE’DE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ YOKSA DEMOKRASİ DE YOKTUR
Can Dündar, Erdem Gül ve gazeteleri Cumhuriyet’in yayımladığı bu haber sayesinde insanlar daha sağlıklı siyasi tercihler yapma imkanınakavuşmuşlardır. İnsanlar bu imkanı kullanırlar ya da kullanmazlar, bu onların bileceği iştir. Ancak gazetecilik de gazetecilerin bildiği iştir. Ve gazetecilik gazetecilere bırakılmalıdır. Gazeteciler mesleklerini icra etmekte özgür olmalıdır ki Türkiye’de çözüm üreten, sağlıklı ve sürdürülebilir bir demokrasi kurulabilsin. Demokrasiler böyle işler, demokratik istikrar böyle oluşur. Türkiye’de basın özgürlüğü yoksa demokrasi de yoktur. İktidar Can Dündar ve Erdem Gül’ü hapse atarak gazetecilik faaliyetini bir suça indirgemiştir. Gazetecilik suç değildir, uygar insanın temel ihtiyacıdır.

GAZETECİLER SERBEST BIRAKILSIN ÇAĞRISI
Gazetecilere Özgürlük Platformu Türkiye çapında çok sayıda basın meslek kuruluşu tarafından bundan 5 yıl önce kuruldu. Kuruluş amaçlarımızın başında hapisteki gazetecilerin özgürlüklerine kavuşturulması için mücadele etmek geliyordu. Bu mücadeleyi hep sürdürdük. Şimdi de Can Dündar ve Erdem Gül’ün özgürlüklerine ve mesleklerini icra etme imkanına kavuşmaları için haklı, meşru ve onurlu mücadelemizi yükselterek devam ettireceğiz. İçeride ve dışarıda… Türkiye’de ve dünyanın her yerinde... Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Burada, Cumhuriyet gazetesinin önünde, gazeteciliğe yapılan bu son saldırının siyasi sorumlularını, Can Dündar ve Erdem Gül’ü bir an önce serbest bırakarak Türkiye’ye daha fazla zarar vermekten vazgeçmeye çağırıyoruz. Gazetecilik suç değildir. Özgür basın olmadan özgür toplum olmaz.”

DELOİRE: BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEKİ GERİLEMEYE DUR DEMELİYİZ
RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:
“Türkiye’ye Cumhuriyet Gazetesi’ne ve basın özgürlüğüne destek olmak için geldik. Cumhuriyet Gazetesi, cesur yayıncılık, medya özgürlüğüne örnek davranışından dolayı 2015 Basın Özgürlüğü ödülünü kazandı. Türkiye’de basın özgürlüğünün durumu yaygın bir gerileme içerisinde. Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün dünya basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke içerisinde 149. sırada. Bu gerileme tahammül sınırlarını aştı. Bu gerilemeye dur demeliyiz. Türkiye’de medya özgürlüğüne saygı gösterilmesi için Türk yetkilileri tavır almaya çağırıyor. Avrupa Birliği yetkililerinin etkin tavır almaya, basın özgürlüğüne sahip çıkmaya çağırdık. Can Dündar, Erdem Gül ve diğer gazeteciler tahliye olana kadar yanınızda olmaya devam edeceğiz.”

CAN DÜNDAR VE ERDEM GÜL’ÜN MEKTUPLARI OKUNDU
Cumhuriyet Gazetesi önünde daha sonra Can Dündar ve Erdem Gül'ün mektuplarını Murat Sabuncu ve Tayfun Atay okudu. Can Dündar ve Erdem Gül'ün meslektaşlarına mektupları şöyle:
Can Dündar'ın mektubu şöyle: “Silivri'deki ilk gecemde televizyonum yoktu. Tatsız bir karanlığa yapayalnızdım. Ertesi gün televizyon verdiler. Açtım. Sizleri gördüm. Özgürlük diye haykıran sesiniz doldurdu hücremi. Işığınızla aydınlandım.
Yapayalnız da olsam yürümeye kararlı olduğum bu yolda yapayalnız olmadığımı gördüm. Hücrem sizinle dolu, öylesine kalabalık şimdi. Bugün de sesinizi duyuyor olacağım. O ses, bu dayanışma tutsak gazetecileri dışarıya, Türkiye'yi aydınlığa çıkaracak. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum”

ERDEM GÜL'ÜN MEKTUBU
Dışarıdaki arkadaşlara; Hapiste 2. günümü şu saatler itibariyle tamamlamış durumundayım. Yani cezaevinde hiyerarşik olarak yükselme havalarındayım. Yani mahpus olarak kıdem basıyorum. Bütün mesaimi usta bir mahpus olmaya verdiğim için siz dışarıdakilerin halini o kadar çok almayacağımı kabul edersiniz. Örnek vereyim. Dün akşam saatlerinde televizyonumuz gelmişti, orada gördüm. Bizim için basın açıklaması yaparken gaz yemişsiniz. Şimdi çok üzüldüm desem, bana "Bekara karı boşamak kolay" yanıtı vermeniz doğal olur, çünkü burada gaz yok. Tutuklanmamıza ve casus olma ihtimalimize çok sevinen gazetecilerle de siz uğraşacaksınız. Çünkü biz burada başka bir ustalık peşinde çok meşgulüz. Ama 2 gündür burada beni en çok etkileyen gelişme Tahir Elçi'nin öldürülmesi oldu. Üstelik gazetede bizim tutuklanışımızı eleştiren sözlerini okuduktan sonra son dakika haberiyle gördüm başına gelenleri. Çok sarsıcı. Büyük bir kayıp. Ama zaten Türkiye çok zamandır hep kaybediyor. Belki bu ödediğimiz bedeller bu kayıpların durdurulmasına katkı yapar diye kendimi de avutmak istiyorum. Kormayan, umutsuzluğa kapılmadan bir araya gelip sesini yükselten ve ülkenin geleceği için iyi şeyler söyleyen tüm dostlara en içten selam ve sevgiler.”

Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun tarihçesi (2010)
İstanbul’da 25 Ağustos 2010 tarihinde Türk basın tarihinin en geniş katılımlı meslek örgütleri toplantısı gerçekleştirildi. Bu toplantıda Türkiye’de basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne yönelik tehditlere karşı ortak ve sürekli bir mücadele için “Gazetecilere Özgürlük Platformu” adıyla bir Basın Meslek Örgütleri platformu kurulması kararlaştırıldı. GÖP, kurulduğu günden bu yana birçok yürüyüş, toplantıyla beraber iki uluslararası katılımlı Gazetecilere Özgürlük Kongresi düzenledi. Yaptığı açıklamalarla halkın haber alma hakkı ve gerçekleri öğrenme hakkına yönelik tehditleri, engellemeleri kamuoyu ile paylaştı. Son 10 yılda cezaevine giren 300’e yakın gazetecinin duruşmalarını izledi, cezaevi ziyaretleri yaptı. Türkiye’deki basın özgürlüğü, düşünceyi ifade özgürlüğü ve tutuklu gazeteciler sorununu Dünya gündemine taşıdı. Gazetecilere Özgürlük Platformu’nda meslek örgütleri iki ayda bir dönem sözcülüğünü üstlenerek faaliyetlerin ortak olarak yürütülmesini sağlıyor.