TGC-TGS-ÇGD-DİSK Basın-İş: “Tek tip devlet gazetecisi olmayacağız”  

Türkiye'de iktidarın "tek tip gazetecilik" anlayışını yerleştirmek için yaptığı uygulamalara karşı bağımsız ve bağlantısız gazeteciliği savunan meslek örgütleri görüşlerini bir toplantıyla dile getirildi. Toplantıda yayın yönetmenlerinin, köşe yazarlarının iktidar tarafından atandığı, tetikçi yazarlar aracılığıyla gazetecilerin ölümle tehdit edildiği, gazetelerin basıldığı,  gerçekleri yazan habercilere ‘terörist‘ denildiği, sertifikayla tek tip gazeteci yetiştirmenin alt yapısının hazırlandığı ağır bir dönemden geçildiği vurgulandı.

İSTANBUL- Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği ve DİSK Basın-İş, “Tek Tip Gazeteciliğe Karşı; Gazetecilik” başlıklı toplantıda bir araya geldi. TGC'nin üst katındaki Gazeteciler Restoranı’nda yapılan toplantıya Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı/GÖP Dönem Sözcüsü Uğur Güç, Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, DİSK Basın-İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş, gazeteci, yazar Ragıp Duran ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük’ün de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.   

 SİBEL GÜNEŞ: OLAĞANÜSTÜ BİR DÖNEMİ YAŞIYORUZ

Toplantının moderatörlüğünü yürüten Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, açılışta  “Hafta sonu 7 gazeteci gözaltına alındı. Nokta Dergisi basıldı, yayınlanmadan 18. sayısına el konuldu. Cumhuriyet.com.tr’ye de erişim engeli getirildi. Gerçekten olağanüstü bir dönemi yaşıyoruz. Bu olağanüstü dönemde tüm gazetecilerden tek tip gazeteci olması bekleniyor. Olmayanlar terör örgütü üyesi olmakla suçlanıp gözaltına alınıyor, yargılanıyor” diye konuştu.

TGC BAŞKANI OLCAYTO: GAZETECİLİKTE ARTIK ETİK DEĞİL TETİKÇİLER VAR

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi:

“Artık sizlere zor dönemlerden geçiyoruz demek komik kaçıyor. Basın için zorun ötesinde bir dönem yaşanıyor  Mesela Güneş Gazetesi “Doğan Holding hesap verecek” diye başlık atmış. Güneş Gazetesi acaba savcı mı? Savcılığa mı soyunuyor? İddia makamı mı? Bu çok ilginç. Gazetecilerin kendi kendilerine yaptıkları kötülükler, kendi arkadaşlarına yaptığı kötülükler hiçbir dönem de bu kadar olmamıştı. Bu dönemde yaşananlar kadar birbirini ihbar eden, iktidara yaranacağım diye gazetecileri, gazeteleri hedef gösteren başka bir dönem hatırlamıyorum.  Biz meslek örgütü olarak TGC  meslek etiğine uygun gazetecilik yapılmasını istiyoruz.  Ama artık etik kalmadı. Etik yerine tetikçiler var. Gazetecilik nasıl oldu da bu kadar dibe vurdu. Elbette iktidarların çok payı var, sermayenin çok büyük payı var. Özgür ve bağlantısız gazetecilikten yanayız. Tüm meslek örgütleri olarak  dayanışmayı güçlü tutmaya çalışıyoruz. İktidarın baskılarından ne çekiniyoruz ne korkuyoruz. Biz doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz. Doğru haber almaya ve o haberleri topluma kamuoyuna iletmeye devam edeceğiz. Elimizden geldiğince bu mücadeleyi sürdüreceğiz.”

TGS BAŞKANI UĞUR GÜÇ: GAZETECİLİĞİN STANDARTLAŞTIRILMASINI AB REDDETMİŞTİ

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı/GÖP Dönem Sözcüsü Uğur Güç,  Türkiye’de görev yapan yabancı gazetecilerin de ağır baskı altında olduğuna dikkat çekerek konuşmasına başladı.  Uğur Güç, şu noktalara vurgu yaptı:

“İktidarın her halde saklanmasını istediği bir şeyler var ki, yabancı gazetecileri sınır dışı ettiler. Güneydoğu’da şu anda neler olduğunu bilmiyoruz. Gazetelerde göremiyoruz. Yabancı kaynaklardan alıyorduk; şimdi bu kaynakların da muhabirleri sınır dışı ediliyor. Demek ki hiçbir şey görünsün, duyulsun istenmiyorlar. 90’lı yıllarda yaşananlar olmaya başladı. Nokta Dergisi’nde Cumhurbaşkanı’nın selfie yaptığı fotoğrafı bir hiciv olarak değerlendiriyoruz. Demokrasinin olduğu ülkelerde dergiler toplatılmadı. Bizde gazeteler basılmaya başlandı, gazete köşelerinden ölümle tehdit etmeler başladı. Türkiye geri dönülmez bir yola girdi.  Gazeteciliğin buraya vardığı noktada, biz tek tip gazeteciliğe karşı çıktık. Tek tip gazetecilik, 1993 yılında Avrupa Birliği tarafından Avrupa ülkelerinde tek bir kanun olarak uygulanmaya çalışıldı. Bu toplantıya Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin o dönemki başkanı Orhan Erinç katılmıştı. Bu  toplantıda her ülkenin kendine nesnel koşulları olduğu kabul edildi. Her ülkenin basın kanunu muhafaza edildi. Avrupa Birliği için böyle bir şey söz konusu değildi. Fakat geçtiğimiz günlerde AB’ye uyum için gazetecilik meslek standartlarını devlet belirleyip açıkladı. Bunun Avrupa Birliği için olduğu söyleniyor.  Fakat gazetecilik için böyle bir standart getirmek mümkün değil. Keza daha öncesinde bu Avrupa Birliği tarafından reddedilmişti.”

ÇGD BAŞKANI AHMET ABAKAY: GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ BİR GAZETECİLİK TÜRÜ YARATILDI

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, şöyle konuştu:

“Gazeteciler savcılığa soyunmuş, savcılar da polisliğe soyunmuşlar. Basın özgürlüğünü, tek tip gazeteciliği konuşacağız demek Türkiye’yi konuşacağız demektir. Basının görevi özellikle ülkedeki olumsuzlukları sergilemek ve varsa usulsüzlükleri ortaya çıkarmaktır. Ülkemizde basın ve ifade özgürlüğü tarihi, gazeteciler, aydınlar, yazarlar için cinayetler tarihidir. Baskılar tarihidir. Son aylarda bu tempo daha da yükseldi. Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü tarihi aynı zamanda bu sektörde çalışan döneklerin tarihidir. Tek tip gazetecilerin tarihidir. Basın ve ifade özgürlüğü ağır baskı altında. Türkiye basın ve ifade özgürlüğü konusunda Afrika ülkeleriyle aynı sırada sayılıyor. Şu anda Türkiye’de cezaevinde olan gazeteciler var. Hakkında dava açılan gazeteciler var. işten çıkartılan gazeteciler var. Gazeteciler yok edilmeye çalışılıyor. Medyanın büyük bir bölümü devletleştirildi. Genel yayın yönetmenleri, köşe yazarları devlet tarafından atanıyor. Çizgi dışına çıkarlarsa da görevden alınıyorlar. Bağımsız gazetecilik çok zor bir süreci yaşıyor. Genetiği değiştirilmiş bir gazetecilik türü yaratıldı. Benim üniversitelerim, benim helal gazetecim, medyam, benim yargım, benim dindar yandaşlarım, benim dindar sendikalarım anlayışı yaygınlaştırılıyor.  Her şeye rağmen  baskı dönemlerinde bir avuç da olsa direnenler vardır, olacaktır da. Biz direnmeye devam edeceğiz.”

DİSK BASIN İŞ SENDİKASI GENEL SEKRETERİ  ÖZGE YURTTAŞ: BASINA DOĞRUDAN TAARRUZA GEÇİLDİ

DİSK Basın-İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş, konuşmasında şu noktalara değindi:

“Türkiye’de basına yönelik baskılar her dönem vardı. Fakat içinden geçtiğimiz son 3-4 ay içinde medyaya karşı doğrudan taarruz başladı. Hukuk gazetecilere yönelik saldırıların kılıfı olarak kullanılıyor. Biz eskiden baskıları davalarla, yazışmaların deşifre edilmesiyle öğreniyorduk. Ama bugün doğrudan istenmeyen yayın yapan gazetelerin önüne gidilerek saldırı yapılabiliyor. Taşlı sopalı saldırı yapılabiliyor. Sorumluluğu üstlenilerek, göstere göstere yapılıyor. Sarı basın kartının verilmesi bir takım kurallara bağlanmak isteniyor. Komisyonun yapısı değiştiriliyor. Muazzam sansürlerle karşı karşıyayız. Biz basın ihlallerine karşı 24 Temmuz -1 Eylül tarihlerini kapsayan bir rapor hazırlamıştık. O  40 günlük süre içinde 103 site erişime kapatıldı. Gazetelerde toplu işten çıkarmalar yaşandı. 21’den fazla gazeteciye ‘terör propagandası’ yapmaktan soruşturma, dava açıldı. Doğan Grubu’na soruşturma açıldı. Peki biz ne yapacağız?  Meslek örgütleri olarak birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. “

 GÖKHAN KÜÇÜK: SERTİFİKAYLA TEK TİP MUHABİR YETİŞTİRİLECEK

 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük, 20 Ağustos 2015'te Resmi Gazete’de yayınlanan Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ hakkında bilgi verdi. Gökhan Küçük gazeteciliği sertifika ile yapılabilir hale getiren tebliği ile ilgili şu görüşleri dile getirdi.:

 “Son dönemlerde meslek standardı adı altında yapılmaya çalışılan düzenlemenin ne olduğunu aktarmaya çalışacağım. 20 Ağustos’ta Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından hazırlatılan bir düzenleme bu. Muhabir, foto muhabiri, uzman muhabir olmak isteyen kişiler artık istedikleri takdirde, bunu yapabilecekler. Bu nereden çıktı? 2006 yılında Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu çıkarıldı. Mesleki Yeterlilik Kurumu, 25 sektör seçti. Bu sektörlerin içinde her alan düzenlendi. Avrupa Birliği üyesi ülkelere gittiğimizde hizmetin standartlaştırılması içindi.  Buna göre artık muhabirin bir önemi yok. Gidersin belgeni alırsın tek tip muhabir olursun. Sertifikayla tek tip muhabir yetiştirilecek. Gazetenin ve gazetecinin hukuksal statüsü bellidir. Hukuksal statüsü tanımlanmıştır. Yeni meslek standartları ile bunlar yok sayılıyor. Ayrıca artık basın işletmesini tartışmaya açmanın zamanı gelmedi mi? Basın özgürlüğünden gerçek anlamda bahsedebilmek için hem dikey hem yatay anlamda, çalışanın hem patronuna karşı hem iktidara karşı bir özgürlüğünün olması gerekiyor. Basın işletmesinin statüsü var mı? Yok. Artık bu yapılanmayı tartışmalıyız.”

RAGIP DURAN: TEK TİP  GAZETECİLiK DEMEK DEVLET GAZETECİLİĞİ DEMEK

Gazeteci, yazar Ragıp Duran, toplantıda Türkiye ile Avrupa ülkelerindeki gazetecilik koşullarını kıyaslayan bir konuşma yaptı:

“Biz çok devletçi bir toplumuz. Gazetelerin birinci sayfalarını genelde Ankara büroları hazırlar. Bu kadar devletçilik iyi değil.  Basın kartlarını da devlet dağıtıyor. Başka ülkelerde böyle bir şey yok. Basın Kartlarını cemiyetler, sendikalar dağıtır.  Şimdi bazı köşe yazarlarını atama işine soyuldu iktidar. Fransa, Belçika, İngiltere ve Hollanda’nın gazetecilik sendikalarının tüzüklerinin hiçbir yerinde devlet ismi geçmiyor. ‘Sendikalara Gazetecilerin statüsü, çalışma koşularında devletin ne gibi müdahalesi oluyor’ diye sordum. Bana ‘devlet hiçbir şekilde müdahale etmez’ yanıtını verdiler. Profesyonel gazeteci sözcüğü,  o işi hakkıyla yapan insanlara deniyor. Fransızca’da profesyonel gazeteci demek aynı zamanda özerk gazeteci anlamına geliyor.  Bağımsız anlamında. Tek tip demek resmi gazeteci, devlet gazeteciliği demek. Hepimizin Erdoğan olması isteniyor.”